Çoklu Zeka Kuramı (Zeka Türleri) nedir

Zeka sözcüğünü kullandığımızda,gerçekte neyi kastettiğimiz ve neden söz ettiğimiz üzerinde biraz düşünmeliyiz.Zeka IQ olarak ifade edilen,zihinsel kimliğimizi basit bir sayıya indirgeyen bir kavram mıdır?

Önceleri insanların –doğuştan geldiğine inanılan- belli bir zeka ile doğup,yaşamını onunla sürdürdüğü görüşü hakimken;günümüzde,insan zekasının sınırları,artık “neyin mümkün olabileceği”nin araştırılmasıyla çizilmeye çalışılmaktadır.Hemen hemen her yaş ve yetenek düzeyindeki bireyin zihinsel fonksiyonları geliştirilebilmektedir.Aslında farkında olmaksızın kullandığımız zekamızın düzeyini,biliş ve algılama yeteneklerimizin nasıl harekete geçirileceğini keşfederek,geliştirmeyi öğrenebiliriz.

Bir problemle karşılaşıldığında zekamız,değişik problem çözme yolları arar ve bu sırada bütünleşik bir uyum içerisinde çalışır.Sonuç olarak da bizi doğal sonuca ya da başka bir deyişle problemin çözümüne ulaştırır.

Prof. Howard GARDNER’a göre zeka;biyolojik bir potansiyeldir.Bu potansiyel;kişiyi etkileyen deneyim,kültür ve esin etkenlerinin bir sonucu olarak,az ya da çok ölçüde gerçekliğe dönüştürülebilir.Kalıtsal yetenekler,deneyimler ve çevresel bileşenler tarafından şekillendirilir.

Yine psikolog ve eğitim araştırmacıları,yetenek ve zekanın,insanın pek çok özelliğini ve etkinliğini içine alan çok geniş bir kavram olduğu doğrultusunda inandırıcı kanıtlar ileri sürmektedir.

Öğretmenler ve veliler,çocuğa sağladıkları ortamı ve öğretim yöntemlerini değiştirerek o çocuğun zekasını da değiştirebilirler.Kötü öğretim ve çevre zekayı geriletirken,iyi öğretim ve iyi çevre zekayı arttırmaktadır.

Gardner’ın,1983 yılında “Frames of Mind:The theory of multiple İntelligences(Düşünüş Biçimi:Çoklu Zeka Kuramı) adlı eserinde ortaya koyduğu “Çoklu Zeka Kuramı”,zekanın toplumlar ve eğitim üzerinde  yıllardır sürüp giden etkisini çürütmüştür,Yani sadece dil ve matematik zekasını hesaba katan klasik zeka anlayışını tarihe karıştırmıştır.Gardner,zekanın 2 değil 7 yönü olduğunu savunmuştur.(Ancak 1995-1996 yıllarında zekaya dair bir yön daha ortaya çıkarıp 8. bir yönden söz etmiştir)

Rakamlar çok önemli değil!Neticede Gardner;sadece dilde ve matematikte başarılı olanların değil,müzikte,sporda,dansta,iletişimde,doğada,resimde kendini gösterenlerin ve kendini iyi tanıyanların da zeki olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Çoklu zeka kuramının amacı;eğitimde bireylerin neler yapabildiğinden çok,neler yapabileceğinin düşünülmesidir.Kapasitelerinin yönünün ve potansiyelinin tespit edilmesidir.Gardner;bireylerin aynı düşünüş tarzına sahip olmadıklarını ve eğitimin eğer bu farklılıkları ciddiye aldığı düşünülürse,bütün bireylere en etkili şekilde hizmet edileceğini belirtmiştir.Eğer bireyler farklı zeka bileşenlerini tanıyabilirlerse karşılaşacakları sorunları çözmede daha şanslı olabilirler.

[ads]

Çoklu Zeka;her bilim alanında öğrencilerin öğrenmelerini arttıran bir öğretim süreci olmuştur.

Bahsedilen zeka türleri şunlardır:

1-SÖZEL / DİLBİLİMSEL ZEKA

2-MANTIKSAL / MATEMATİKSEL ZEKA

3-GÖRSEL / UZAMSAL ZEKA

4-MÜZİKAL / RİTMİK ZEKA

5-BEDENSEL / DUYUDEVİNİMSEL ZEKA

6-SOSYAL / BİREYLERARASI ZEKA

7-ÖZEDÖNÜK / BİREYSEL ZEKA

8-(*) DOĞA ZEKASI

Not: *Prof. Howard GARDNER’ın 1995-1996 yıllarında sonradan ortaya koyduğu 8. zeka türüdür.

SÖZEL/DİLBİLİMSEL ZEKA …:İnsanlar,dil kullanma becerisine sahiptir.Değişik kültürlerde yaşayan insanlardan kimileri dili sadece iletişim amacıyla kullanırken,kimileri 1’den çok dil ve iletişim becerileri gösterebilirler.dil zekası,sözcükleri hem sözlü hem de yazılı olarak etkili biçimde kullanma becerisidir.bu zeka türünde,dilden öte yansıtmadaki yetkinlik önemlidir.

Sözel/dilsel zeka;şiir,mizah,hikaye anlatma,gramer,mecazlar,teşbihler,soyut ve simgesel düşünme,kavram oluşturma ve kelime yazma gibi karmaşık olasılıkları içeren dil üretim sorumluluğudur.İnsanın sözel/dilsel zekası,konuşulan kelimenin,okunan şiirin,yazılan ya da tartışılan fikir veya düşüncelerin farkındadır.

ÖRNEK:Sunucular,politikacılar,şairler,yazarlar,gazeteciler…

MANTIKSAL/MATEMATİKSEL ZEKA….:Mantıksal/matematiksel zeka,bize çoğu kez “bilimsel düşünme” ya da tümdengelimci düşünmeyi çağrıştırır.Bunun yanında tümevarımcı düşünme süreci de aynı şekilde karışıktır.

Tümevarımcı düşünme,objektif gözlemler yapma ve incelenen verilerden bir sonuç çıkarma,yargıya varma ve hipotez kurma yeteneğidir.Mantıksal/matematiksel zeka,problem çözme veya yeni bir şeyin doğruluğunun tartışıldığı durumlarda harekete geçer.Bu zeka , kavramları tanıma,sayılar ve geometrik şekiller gibi soyut sembollerle çalışma,bilginin belirgin parçaları arasında ilişkiler kurma ve/veya bu parçalar arasındaki farklı bağıntıları görme,sayıları etkin kullanma,problemlere bilimsel çözümler üretme,sınıflama,genelleme yapma,matematiksel bir formülle ifade etme,hesaplama,benzetmeler yapma gibi davranışları gösterme yeteneğidir.

ÖRNEK:Bilim adamları,matematikçiler,mühendisler,istatistikçiler…

Not: Sözel/Dilsel zeka ve Mantıksal/Matematiksel zeka biçimleri,günümüzde tüm zeka testleri ve batı eğitim sisteminde kullanılan kolej giriş sınavları için temeldir.

GÖRSEL/UZAMSAL ZEKA….:Üç boyutlu bir nesnenin şekil ve görüntüsünü hayal edebilme ya da başka bir deyişle,dünyayı doğru algılama ve algılama üzerine gördüklerini yansıtabilme yeteneğidir.

Bu zekanın temelindeki anahtar duyu,görme duyusu ve buna bağlı olarak şekiller tasarlama ve zihinde resimler yaratma yeteneğidir.Uçabildiğimizi iddia ettiğimiz,sihirli yaşantılar geçirdiğimiz ve belki de harika bir macera hikayesinde başkahraman olduğumuz çocukluk düşlerimizde,tamamıyla bu zeka kullanılır.

Bu zeka türünde çok gelişmiş olan insanlar,zihinlerinde resimler yaratır ve bunları çizerler.Bunun yanısıra renkleri kullanma ve harita okuma yetenekleri ile iyi bir hayal güçleri vardır.Çizim,resim,heykel yapımı ve zihinlerde nesneler tasarlamayı severler.

ÖRNEK:Mimarlar,denizciler,pilotlar,heykeltraşlar,ressamlar,izciler,dekoratörler,tasarımcılar..

MÜZİKAL/RİTMİK ZEKA….:Duyguların aktarımında,algılama ve sunmada müziği bir araç olarak kullanma yeteneği,yani ritme,melodiye,tona karşı duyarlı olma yeteneğidir.Ritmik ve tonal kavramları kullanma ile çevreden gelen seslere,insan seslerine ve müzik aletlerine karşı duyarlılık kapasitelerini içerir.Müzik neredeyse herkeste;stresliyken sakinleşme,sıkılmışken gayret getirme,yazı yazarken veya egzersiz yaparken düzenli bir ritme ulaşma gibi etkiler yapar.

Gardner;müzikal zekadaki üstünlüğün,insan zekasının diğer bütün alanlarından önce ortaya çıktığına dikkat çeker.

ÖRNEK:Müzisyenler,orkestra şefleri,enstrüman üreticileri,besteciler…

BEDENSEL/DUYUDEVİNİMSEL ZEKA…..:Düşünceleri ve duyguları ifade ederken ve de problemleri çözerken bedeni kullanma yeteneğidir.Dans etme,vücut dilini kullanma,spor yapma,düşünerek bir icat yapma gibi özellikler sahip olma yetisidir.

Eğitimin önemli bir bölümünde yaparak öğrenme uzun zamandır kabul görmektedir.

Vücutlarımız çok akıllıdır. Öte yandan o düşündüğümüz şeylerin yapılabilir veya yapılamaz olduğunu bilir. Örneğin bize bir kağıt verilir ve parmaklarımızı kullanmaksızın bunu daktiloya takmamız istense,bunu yapamayacağımızı biliriz.

Bu zeka türünde gelişmiş insanlar,spor yapmayı ve dans etmeyi severler.Bunun yanı sıra ellerini iyi kullanırlar.Vücut kontrol ve koordinasyonunda başarılıdırlar.

ÖRNEK: Sporcular, pandomim sanatçıları,cerrahlar,teknisyenler,aktörler,el işleriyle uğraşanlar…

SOSYAL/BİREYLERARASI ZEKA….:İnsanlarla ilişki kurmaya dayalıdır. Diğer bireylerin ruh hallerini,duygularını,güdülenmişliklerini ve niyetlerini anlayabilme ve davranışlarını yorumlama yeteneğine sahip olmadır.

Bu zeka insanlar arasındaki ilgi farklarını ortaya koyar. Örneğin ruh halleri, huyları, yönelimleri ve amaçlarındaki zıtlıklar gibi.Bu zekanın daha ileri bir şekli,kendini başkalarının yerine koyma ve onların niyet ve arzularını anlayabilmedir.Bir şekli de;başkalarını duygu, korku, önsezi ve inançlarıyla özdeşleşebilmedir.

ÖRNEK:Danışmanlar, psikologlar, öğretmenler, turizmciler, liderler, halklailişkiler departmanında görev alanlar, politikacılar…

ÖZEDÖNÜK/BİREYSEL ZEKA….:İnsanın kendisini,duygularını,duygusal tepki derecesini,düşünme sürecini(biliş bilgisi) tanıma,güçlü ve zayıf yönlerini bilme,kendini yansıtma ve özbenliğini anlama yetisi ve önsezi gibi kendi iç görüşünü bilmesi ve bu doğrultuda yaşamını planlama ve yönlendirme becerisine sahip olmasıdır.Başka bir deyişle içsel zeka,bizim kendi bilincimizin farkında olmamıza ve kendi kendimizi tanımamıza olanak sağlar.Bu bizim kendimize dönme ve kendimizi izleme aşamamızdır.Bizim kendi kişiliğimiz,kendimizi aşma yeteneğimiz,özedönük zekamızın işleyen kısmıdır.Bununla birlikte,tecrübelerimizdeki birlik ve bütünlük,yüksek bilinç durumunu fark etme,geleceğin çekiciliğini yaşama kapasitemizi arttırır.

Bu zeka türünde gelişmiş insanlar,başkalarının duygu ve düşüncelerini anlama,yoğunlaşma,konsantre olma ve nesne ötesi düşünme konularında başarılıdırlar ve meditasyon yapmayı severler.

Gardner’a göre bu zeka çok özeldir ve dil,müzik,sanat,iletişim gibi tüm diğer zeka türlerini kapsar.

ÖRNEK:Din adamları,psikologlar,filozoflar…

*DOĞA ZEKASI…:Gardner’ın 1995’de ortaya attığı 8. zeka türüdür.B u zekaya sahip olan insanlar,doğal kaynaklara ve sağlıklı bir çevreye ilgi duyarlar.

Her insan bu zekaya sahiptir ve belirli ölçülerde köpekleri,kedileri,ağaçları vs… tanıyabilmektedir.Kimi insanlar daha küçük yaşlarda doğadaki varlıkları tanımada ve sınıflandırmada aşırı derecede başarılı olmaktadır.

ÖRNEK:Dağcılar,izciler,bahçıvanlar,balık tutmaktan hoşlananlar…

Gardner,bireylerin gösterdiği her özelliğin zeka olamayacağını,zeka olabilmesi için:

 

1-Bir dizi sembole sahip olması,

2-Kültürel yapıda değerli olması,

3-Aracılığıyla mal ve de hizmet üretilebilmesi,

4-İçinde problem çözülebilmesi,      gerektiğini savunmaktadır.

Ronnie DURIE’nin Howard GARDNER ile yaptığı son röportajda,Gardner ileri sürdüğü kuramla ilgili olarak uyarılarda bulunmaktadır.

Öğretmenlerin öğrenciler arasındaki farklılıklara dikkat etmesi,öğretim ve değerlendirmeyi mümkün olduğunca bireyselleştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Ayrıca öğrencilerin kesinlikle “Uzamsal ama dilci değil” ya da “Dilci ama uzamsal değil” gibi ifadelerle etiketlenmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu zeka alanlarının bireylerin zihinsel formlarını temsil ettiğini;kesinlikle kim ya da ne olduklarını (ya da olmadıklarını) belirtmediğini ifade etmiştir.

Çoklu zeka kuramı;en genelinde,belli kriterlerle betimlenmiş klasik zeka anlayışını reddedip,zekanın ‘sadece’ bu formlardan ibaret olmadığını iddia eden,çeşitli yönlere dağılan zeka türlerinin varlığından bahseden ve böylelikle insana bakışa yeni bir perspektif kazandıran reformist bir kuramdır.

İnsancıl ve açık uçlu olmasından kaynaklı olarak,geçerli ilkeler barındırır.

Leave a Reply